CİHAN ROJ
“@sh_mexdi
Mide kramplarımın nedenini
buldum: Yapay zekaya yazdırılan uzun kolaj-yazılara maruz kalmak. Allahınız
varsa yapmayın! :)
S.Haymatlos’un X'te paylaştığı, mizahlı ama net eleştirisi samimi bir o kadar da ciddi
ve güncel bir uyarı olması onu toptan savuşturmak yerine , dengeli ve
düşünceli, konuyu, (çalakalem şeklinde olsa da)
kötü örneklerin olduğunu kabul edip ama araç olarak yapay zekayı kullanımın farklı olduğunu da hatırlatmanın dengesini ,
çok yönlü yaklaşımla, en az yazıya konu olan eleştiri kadar net olarak yakalamaya
çalışmak.
“Yapay zekaya yazdırmak”
ifadesi tartışmalı. Bir araç olarak
yapay zeka kullanmak ile “yazdırmak” yani neredeyse tümüyle yapay zekaya
yazdırmak arasında ciddi fark var ki bu fark
bir şekilde hatırlatılmasa sıradan bir manipülasyona dönüşür.
Araç olarak kullanıldığında araştırma, taslak,
çeviri, biçim denemesi, kaynak özetleme gibi
kullanımlar söz konusu olur, yapay zekaya yazdırmak ise yazarın adeta hükümsüzlüğünü ifade eder
ki bu çoğu zaman yerinde bir eleştiri
özelliğini kazanırken, genelleştirildiğinde, bazen, ithama neden olabilir .
Haymatlos’un eleştirisi,
Kolaj-yazı biçiminin yapay zekaya özgü olduğu algısına yol açabilir. Özellikle
postmodern edebiyatta montaj, alıntı, fragman tekniği var. Yazarlık sürecimde
teorik yazılarda kolaj-yazı tekniğini yıllardır kullanıyorum. Yapay zeka
sürecinden çok önceleri yazdığım yazılar dergilerde vardır. Romanlarımda,
montaj, kolaj, fragman tekniğine sıkça rastlanmaktadır ki Mirhem Yiğit “Mala
Baz” romanıma ilişkin değerlendirmesinde özellikle fragman tekniğine, onunla
birlikte romandaki detaylara dikkat çekmişti.
Eğer bu tür ifadeler, yapay zeka fobisine dönüşürse sorun
teşkil eder. Sorun üslup değil, içeriğin derinliği, zenginliği, yazarın düşünce
yoğunluğu ve samimiyetidir yoksa Uzun, tekrar eden, nitelikten yoksun yazılar
yapay zeka olmadan da can sıkar.
Yapay zeka bir araçtır, nasıl ve ne amaçla kullanıldığı
kritik bir öneme sahip. Özellikle Kürtçe
gibi veri kıtlığı çeken dillerde hem büyük fırsat hem büyük tuzak söz konusu.
Teorik yazılarda Türkçe düşünülüp Kürtçeye çevrilen kısıtlı ifade biçimlerini
aşmak, zengin kelime dağarcığı, farklı retorik yapılara erişim, karşılaştırmalı
analizler gibi fırsatları sayabiliriz. Dünyada zaten yapay zekanın edebiyattaki
rolü, otantiklik gibi konular hakkında süren tartışmalar var, bu ve daha
değişik konular Kürtçe alana da yansıyor ve yansımalı.
Uydurma bilgi, klişeleşme,
kaliteden yoksun ya da belli bir zemine oturmayan, okuyucuya faklı soru sorma fırsatını vermeyen
analizler gibi tuzakları görmeli her
şeyden önce. Özellikle Kürtçede verilerin azlığı ortalama, ve tekrar eden
analiz, “düz bilgi” ve yorumlar üretilebiliyor maalesef.
Özellikle edebi eserlerin
incelenmesinde maddi hatalardan tutun aşırı ve olumlu, ( teşvik etme adına)
abartılı analiz, yorum ve ifadeler görülebiliyor yapay zekaya yazdırılan kimi
yazılarda. Bu ve benzeri risk ve
durumları göz ardı ederek, hele hele konuya hakimlik söz konusu olmadan, yapay
zekanın her yorumunu, tespitini doğru varsayarak, coşmak yazarı pişman ettirebilecek, hatta üzebilecek
durumlarla karşı karşıya bırakabilir. Son dönemde yanlış alıntılar, tespit ve
sonuçlar, yüzeysel analizler görülebiliyor, bu diğer dillerde de yaşansa da
Kürtçede daha yıkıcı çünkü alan hem küçük ve hem de dar, güvenirlik çok mu çok önemli.
Elbetteki teorik yazılarda yapay
zekanın katkılarını göz ardı etmek akıl işi değil ancak rastgele kullanmaya
karşı geliştirilen eleştiri de doğru bir eleştiri. Kolaycılık, yapay zeka ile yazılmamış yazılar kadar yapay zeka
araç olarak kullanılarak yazılan yazılarda da ayıplı bir üretimdir! Kürtçede bu
konunun yeterince tartışılmaması da ayrı bir sorun.
Yazının özü yazarın
düşünceleridir. Yapay zeka kaynak, ilham, yardımcı olabilir ama yazarın sesi,
pozisyonu, özgün iç görüsü olmadan yazı “kolaj” olmaktan öte içinde ne olduğu
belirsiz bir yapıya dönüşür. Bu tür detaylar tartışılmalıdır.
@rigorist__’ün yorumu (“kısa
olsun, sizin düşünceniz olsun”) haklı
bir okuyucu tepkisi. Okuyucu, insan emeği ve samimiyet arıyor. Ama yapay
zekanın katkısını tamamen reddetmek de yanlış, tıpkı kitap, makale,
sohbetlerden etkilenmeyi reddetmek gibi acayip bir duruma düşmüş olunur. Tarih boyunca yazarlar kaynaklardan
beslenir. Yapay zeka şu anda sadece bunu
hızlandırıyor, her yazar ve okuyucuya o fırsatı sunarak aslında demokratik bir ortam ve imkan sunuyor. Biçim
tercihtir, okuyucunun okuma tercihi de öyledir. Uzun yazı sevilmez ya da biçim
olarak kolaj-yazı sevilmez diye genelleme yapmak da toptancı bir tutum çünkü bazı
okuyucular uzun, derin, kolaj tarzı yazıları sever.
Sonuç olarak, Kürtçe için yapay zeka hem yararlı ve önemli
bir araç ve hem riskli. Veri azlığı
nedeniyle model Kürtçe düşünmeyi tam
öğrenemediğini, yapay zekayla yaptığım bir röportajda ifade edilmişti.
Deneyimleme süreçleri hep sancılı
olur. Yeni teknolojilerle (matbaa, fotoğraf, internet, sosyal medya) her
seferinde aynı panik ve abartı bir şekilde yaşanmış. Kısa vadede “kasma”lar
yaşansa da uzun vadede adaptasyon ya
da yeni biçimler çıkacak. Kürtçe dijital
alan için bu deneyim değerli, bireyleri tamamen uzaklaştırmamak lazım. Öyle
görünüyor ki zamanla “yapay zekaya yazdırma” yerine yapay zekayla işbirliği
temelinde ya da yapay zekayı güçlü bir araç olarak gören yazarlık öne
çıkabilir. Elbetteki, özgünlüğünü, biçimini koruyan, yazarlık ustalığını önemseyen
ve her zaman yazısını ağır eleştiriden geçiren yazarlığı kast ediyorum.
Kürtçe yazın için en büyük ihtiyaç bu tartışmaları derinleştirmek, iyi örnekler üretmek, yapay zeka ve dijital okuryazarlığını artırmak. Ne tamamen reddetmek, ne körü körüne teslim olmak. Yazarın öznelliği, eleştirel aklı ve samimiyeti her zaman merkezde kalmalı. Yapay zeka iyi bir teknik araç, ama “yazar” olamaz.
Görsel: Shahnaz Aghayeva
Yorumlar
Yorum Gönder